meme-kanseri-kapak

Hızlı Bilgi Formu

Meme ve Endokrin Cerrahisi

Endokrin organlar, salgıladıkları hormonları doğrudan kan dolaşımına veren yapılardır. Endokrin organlarda ameliyat gerektiren hastalıkların tesbitinde yapılacak tedavi planı Endokrin Cerrahca yapılır.Hastalıkların Tanı ve tedavisi için; Nükleer tıp,Radyoloji,onkolog,patolog gibi branşlarla multidisipliner çalışılır.

Tahlil ve tedavisi yapılan hastalıklar nedir?
Tiroid hastalıkları(guatr, tiroid kanseri)
Paratiroid hastalıkları(hiperplazi,hiperparatiroidi,hipoparatiroidi,adenom,kanser)
Pankreasın cerrahi endokri hastalıkları(gastrinoma,insulinoma,Zollinger-Ellison sendromu,karsinoid sendrom)

Böbrek üstü hastalıkları(adenom, kanser,Cushing sendromu,Addison sendromu, feokromasitoma)
Son yıllarda endokrin cerrrahisinde teknolojik ve bilimsel ilerlemeler kaydedilmiştir. Yapmış olduğumuz tiroid ve paratiroid ve böbreküstü adrenal ameliyatlarında çok küçük kesilerden, miniinvaziv laparoskopik teknolojiyle daha az kanama ve komplikasyon gerçekleşmektedir.Sinir monitörizasyonu yapılıp hastaların güvenliği artırılmaktadır. Adrenal bez ameliyatları laparoskopik ya da açık olarak yapılabilmektedir.

Meme Kanseri

Farkında ol, korkma, geç kalma

Kadınlarda görülen en çok kanser tipi olan meme kanseri hastalığında, geçen yirmi senede teşhis ve tedavi bakımından ciddi ilerlemeler yaşandı. Tanının erken tanı konulmasıyla meme koruyucu ameliyatlarla kanserden kurtulma oranı arttı.

Tanısı erken konulmuş meme kanseri tamamıyla tedavi edilebilir rahatsızlıktır. Erken tanı önemlidir!

Meme Kanseri Nedir?

Meme kanseri Otuz sene önceye kadar, 12-14 kadında bir rastlanıyordu.
Memedeki süt kanalındaki ve süt yapıcı hücrelerdeki kontrolsüz çoğalmayla meydana çıkar.
Kadınlarda görülen kanserlerin %33’ü meme kanseridir. Bütün kanserli hastaların ise %20’sini tehdit etmektedir.

Her 8 kadından 1’i yaşamı süresince meme kanseriyle karşı karşıya gelme riski vardır.
Meme kanseri, meme dokusundaki süt kanallarında oluşan kanser hücrelerinden köken alır. Yüzde 80’i invaziv duktal karsinom tipindedir. Invaziv duktal karsinom, kanserin süt kanallarından ortaya çıktığını gösterir. Geriye kalan yüzde 20’si de invaziv lobüler karsinom tipindedir ve meme kanseri bu tipte süt bezlerinden gelişir. Meme kanserinde hücrelerin çoğalması ve büyümesi birhayli zaman alır. Kanser hücreleri çoğaldıktan sonra hücreler lenf ve kan yoluyla vücudun başka organlarına yayılmaya başlayabilir. Kanserin yayılmadan tanının konması çok önemlidir. Bu seviyede konulan bir tanı ile tedavi oranı çok yüksektir. Bu nedenle meme kanserinde erken teşhis çok önemlidir39;i etkinleştirmeyi d
Kadınlara oranla erkeklerde çok nadir görülür. Erkeklerde kanser oluştuğunda seyri kadınlarda görülen meme kanserine nazaran daha hızlı ve kötüdür. Toplam 100 meme kanserinin 1’i erkeklerde görülür. Nedeni tam olarak bilinmese de genetik, beslenme tarzı, sosyo-ekonomik yaşam, adet durumu, doğum sayısı, doğum kontrol hapları gibi birçok etmen belirtilebilinir.

Meme kanseri görülme oranı yaşlandıkça artar. Yaş aralığı 50-70 olduğunda meme kanseri sıklığı artar ve risk ailede meme kanseri öyküsü varlığında dahada artış gösterir. Anne veya kardeşte meme kanseri görüldüğünde hastalığa yakalanma riski 3 kat artış gösterir. Bundan dolayı ailesinde meme kanseri olan kişilerin kontrollerini özellikle 40 yaş olduğunda daha sık yaptırmaları gerekir. BRCA1 ve BRCA2 genlerinde mutasyonu(bozulması) olanların hem meme hem de yumurtalık kanserine yakalanma riski yüksektir. Menopozda 5 yıldan aşırı hormon ilacı kullanmak da meme kanseri riskini artırır.

Meme Kanseri Belirtileri Anlaşılırmı?

Meme kanseri belirtilerinden en belirgini memede ele gelen kitledir. Kitle meme dışında koltuk altında da görülebilir. Kitle büyümüş ise meme başının içe çekilmesi de meme kanseri belirtisidir. Nadir rastlansa da meme başından kanlı ya da kansız akıntı da meme kanseri emaresidir. Meme kanserine yol açan tümör ileri düzeyde büyürse meme derisinde ödem ve şişme ortaya çıkabilir. Kızarıklık ve portakal görünümü de meme kanseri göstergesidir. Eğer kanser yayılmış ise yayılım alanıyla ilişkili şikayetler de görülebilir.

Meme kanseri belirtilerini tanımak ve kişinin kendi meme yapısını tanıması ve risk faktörlerini bilmesi önemlidir. Her kadın 20 yaşından sonra kendi meme muayenesini yapmalıdır. Kendi kendine muayene adetten sonraki 5-7 gün içinde; adet görmeyen kadınlar içinse ayda bir belirdikleri tarihte yapılmalıdır.
Meme kanseri belirtileri;

  • Memede; ağrısız, sert, hareket ettirilebilen ya da yerinden oynamayan, zamanla büyüyebilen yapıda ele gelen şişlikler. Gözle görülen, meme büyüklüğü ya da şeklinde değişiklik.
  • Memede kızarıklık, yara, damar genişlemesi, morluk, içe çöküntü, küçük yaygın şişlik, portakal kabuğu görünümlü noktasal çekintiler.
  • Meme ucu çevresinde, renk ve şekil değişikliği, meme başı genişlemesi, düzleşme, içe çökme, yara, çatlak, yön değiştirme, kabuklanma.
  • Meme ucundan kanlı, kansız akıntı gelmesi.
  • Koltuk altında, elle fark edilen ağrılı ya da ağrısız şişlikler.

Meme kanseri Risk Faktörleri

En önemli Meme kanseri risk faktörleri değiştiremeyeceğimiz olanlarıdır. Aile öyküsünde meme kanserinin olması risk faktörlerinin başında gelir. Akrabada 50 yaşından önce görülen meme kanseri(1.derece), kişinin meme kanserine yakalanma olasılığını 3 kat artırır. İkinci derece akrabalarda olan meme kanseri de önemli meme kanseri risk faktörüdür. Ailede ne kadar fazla kişi meme kanserine yakalanmışsa ne çok erken yaşta yakalanmışlarsa risk o kadar artar.

Bir diğer önemli husus risk faktörüyse meme dokusunun yoğunluğudur. Meme dokusundaki yağ oranı daha az olanlarda meme kanseri riski dahada artar. Meme dokusunun yoğunluğu ise mamografik ve sonografik ölçülebilir. Özellikle lenfomalılarda göğüs çevresine yakın uygulandığı için maruz olunan radyoterapi de meme kanseri için risk faktörlerindendir. Bundan dolayı özellikle lenfoma hastaları olmak üzere radyoterapi tedavisi alanların tedaviden sonraki kontrollerini sıkça yaptırmaları önerilir.

Erken adet görme de risk faktörü olarak önemsenmelidir. Onbir yaşından önce adet görenler, geç menopoza girenler meme kanserine yakalanma konusunda daha riskli kabul edilir. Emzirmeme veya ilk hamileliğini 30 yaşından sonra yaşamak, aşırı alkol tüketimi ve kilolu olmak meme kanseri risk faktörlerindendir. Özellikle menopozdan sonra, menopozun etkilerini azaltmak amaçlı kullanılan östrojende meme kanseri riskini 1.5. kat artırır.

Ailede meme kanseri öyküsü bulunan kişinin meme kanserine yakalanma riski diğer insanlara göre daha fazladır.

  • İlerleyen yaşlarda meme kanseri görülme riski artar.
  • Beyaz tenli kadınlar, esmer tenli kadınlara göre %20 risk altındadır.
  • Meme kanseri olgularının %5-10’u kalıtsaldır. Aileden geçen kalıtsal bozukluk (mutasyon) sonucu oluşmaktadır. Kalıtsal meme kanserinin en sık nedeni, BRCA1 ve BRCA2 genlerinde genetik mutasyondur. BRCA mutasyonlu aile üyeleri için risk, %80 düzeyindedir.
  • Radyoterapi tedavisini 15 yaşından önce görmek, 40 yaş sonrası meme kanseri riskini %35’e çıkarmakta.
  • Yaşı 55 ve üstü kadınların 3’te 2’sinde, yayılma gösteren meme kanseri bulunur.
  • Yaşam şekli, yaşlanma gibi faktörler, meme kanseri riskini zaman içinde değiştirebilir.

 

  • Fazla ve uzun süreli sigara tüketiminin meme kanseri riskini arttırır.
  • Hareketsiz bir yaşam meme kanseri oluşum riskini artırmaktadır.
  • Obezite(şişmanlık), doğurganlık çağındaki kadınlarda meme kanseri riskini 2 katı artırır.
  • Meme kanseri olanlarda(ailesinde) doğum kontrol hapı kullanımı, kanser riskini 3 kat artırır.

Meme Kanserine Yakalanma Riski

Egzersizin, meme kanseri riskini azalttığıyla ilişkin deliller artmaktadır. Haftalık asgari 1,25 – 2,5 saat süren hızlı yürüyüş, kadınlardaki meme kanseri riskini %18 oranında azaltmaktır. Bu yürüyüş, haftalık 10 saat olduğunda, risk oranı biraz daha azalır.

Uzun süreli emzirmenin de meme kanserini az da olsa azalttığını öne süren çalışmalar mevcuttur. Doğum kontrol hapı kullanan kadınların, kullanmayan kadınlara nazaran az da olsa meme kanseri riski taşıdığını gösteren çalışmalar vardır. İlaçların kullanımına son verildiğinde, risk oranı normale döner.

Fazla hamilelik geçirmiş ve yaşı gençken hamile kalan kadınlarda, meme kanseri riski azalır. Bunun nedeni ise, hamilelik döneminde duran adet döngüsüdür.

Meme Kanseri Türleri

Fazla hamilelik geçirmiş ve yaşı gençken hamile kalan kadınlarda, meme kanseri riski azalır. Bunun nedeni ise, hamilelik döneminde duran adet döngüsüdür.

  • Meme kanallarından gelişen duktal karsinom
  • Memenin süt bezlerinden gelişen lobüler karsinom etkinleştirmeyi deneyin.
  • Duktal Karsinoma In Situ
  • Elle yapılanmuayenede tesbit edilemeyen ve mamografide düzensiz yapı ve kireçlenmelerle görülen kanser türüdür. Bu hastalıkta meme başı akıntısı da olabilir.
  • Lobüler Karsinoma In Situ

İki memede de kanser oluşma riskini 8-10 kat artıran önemli bir bulgudur. Bu durumda olanlar düzenli olarak kontrol ve yakın takip altında tutulmakta ve aynı zamanda hastaya koruyucu ilaçlar da verilmektedir.Bazı hastalarda koruyucu amaçlı her iki memenin alınması ve meme dokusu içinin boşaltılması  yapılabilmektedir. Kozmetik açıdan herhangi bir sorun yaşamaması için uygulanan cerrahi yollarla protez ve meme rekonstrüksiyonu işlemleri de hastaların sosyal yaşamlarına katkı sağlar.10 yıla kadar meme kanseri sadece 2 grupta sınıflandırılabilirken,günümüzde meme kanseri, 4  alt grupta toplanır.

Invaziv (Yayılım Gösteren) Karsinoma

Meme kanserlerinin çoğu, invaziv karsinomdur. Yayılma özelliği gösteren kanserler arasında, meme kanallarından çıkan duktal karsinom en sık rastlanan meme kanseridir.

Inflamatuvar Meme Kanseri

En hızlı ve kötü seyirli tipi olarak bilinir. Memenin iltihabi hastalıklarıyla belirtileri benzerlik gösterir. Kitle belirtisi vermez ve bazen yalnızca kızarıklık ve sertlik gibi belirtilerle görülebilir. Antibiyotik tedavisine rağmen iyileşmeyen meme hastalıklarında mutlaka altta yatan bir kanser olup olmadığı araştırılmalıdır.

Memede Kitle ve Kist Nedir?

Memede ele gelen kitle, kist ya da solid bir kitle olabilir. Fibroadenom ve fibrokist memede en sık görülen kitledirler. Bu kitleler kansere dönüşmeyip, iyi huylu olan tümörlerdendir. Kadınlar bu kitlelerin meme kanseri ya da zararsız bir fibroadenom kitlesi olup olmadığını bilemezler. Özellikle 30 yaş altında hormonal değişikliklere bağlı olarak fibroadenomlar çok sık görülür. Memedeki kitlenin karakteri meme ultrasonu ile anlaşılır. Bunun için kadınlar memelerinde değişiklik veya kitle fark ettiklerinde hızlı şekilde uzman bir doktora görünmelidir. Meme ultrasonu ve gerekirse mamografiyle memedeki kitleye dair bir fikir elde edilebilir.

Memede Ağrı önemli midir?

Özellikle her iki memede de hissediliyorsa öncelikle hormonal değişiklikleri ve adet döngüsünü gösterir. Bunun yanında fibroadenom ve fibrokistler memede ağrı yapabilir. Hamile kadınlar hormonal değişime bağlı olarak memede ağrı hissederken, emziren kadınlarda emziremeye bağlı memede ağrı görülebilir. İleri evre meme kanserinde tümörün büyümesine bağlı ödem ve sonrasında memede ağrı görülebilir. Lakin memede ağrı meme kanseri belirtisi şeklinde görülemez.

Meme Kanseri Evreleri

Yavaş yavaş ilerleyen bir kanser olan meme kanseri 5-7 yıl içerisinde 1 cm büyüklüğe erişen tümör, önce lenf kanalları ile koltuk altı lenf bezlerine sonrasında ise kan yoluyla karaciğer ve kemik gibi uzak organlara yayılabilir. Tümörün aşaması ve yayıldığı yeri öğrenmek için evreleme yapılır ve tedaviye buna göre karar verilir. Meme kanserinde evreleme için TNM sistemi kullanılır. T tümör çapını, N hastalıklı koltuk altı lenf bezi sayısını, M ise uzak yayılım (metastaz) durumunu ifade eder.

Meme kanserinde 4 evreden bahsedilir. Erken evre olarak Evre I, II ve bazı evre III tümörler erken kabul edilir. Bir kısım Evre III tümörler ile evre IV tümörleri ise meme kanserinde ileri evre olarak kabul edilir. Evreleme yaparken tümörün büyüklüğü, çevre lenf nodlarına yayılıp yayılmadığına bakılır. Buna göre meme kanseri evrelerini şu şekilde tanımlayabiliriz;

  • Evre 0 – DCIS
  • Evre I : 2 cm’den küçük tümör ve henüz lenf nodlarına yayılmamış.
  • Evre II : Tümör 2- 5 cm arasında bir büyüklükte olup çevredeki lenf nodlarına yayılmamış olabilir.
  • Evre III: Etrafdaki lenf bezlerine daha fazla yayılmış demektir
  • Evre IV: Organlara ( karaciğer, beyin, akciğer) veya kemiğe, uzaktaki lenf nodlarına metastaz yapmış demektir.

Teşhis

Kadınlar 20 yaşından itibaren memesini tanımalı, aylık düzenli kontrollerini ve 40 yaşından itibaren de mamografi kontrollerini yaptırmalıdır.

Memede 10 kitleden 8’i iyi huyludur; kanser değildir.

Meme Kanseri Teşhisi

Meme kanserinde erken teşhis çok önemlidir. Erken teşhis yapılan meme kanserinde tedavi çok kolay hem de başarı oranı çok yüksektir. Örnek olarak Evre 0’da teşhis konulan meme kanserinde başarı şansı ve hastalığın bir daha tekrar etmeme olasılığı %96’dır. Evre I’de başarı % 93, Evre II’de % 85’dir. Ne derece erken evrede teşhis edilirse başarı şansı da o denli yükselir. Erken teşhiste her kadının 20 yaşından başlayarak ayna karşısında ayda bir kez, kendi kendini meme muayenesi gerekmektedir. 35 ile 40 yaş arasında kadınlar meme ultrasonu, 40 yaşından sonra da senede 1 kez mamografi yaptırmalıdır.

Meme kanseri tanısında her 10 kitlenin 8’i iyi huyludur. Bunların çoğu genç yaşlarda görülen fibroadenom veya kist denilen kanser olmayan kitleler ve orta yaşlarda görülen fibrokistik kitledir. Memedeki kitlenin ağrılı ya da ağrısız olması bunun kanser olduğunu göstermez. Ancak memede ele gelen farklı bir yapı veya kitlenin ne olduğunun mutlaka aydınlatılması kitle fark edildiğinde mutlaka doktora başvurmak gerekir.

Toplumda meme kanserine karşı farkındalık oluşturmak amaçlı yapılan sosyal sorumluluk kampanyaları ve bilinçlendirme programları, meme kanserinde erken tanı için kişinin kendi kendine meme muayenesi yapmasının önemine işaret etmektedir.

Meme Kanserinde Erken Teşhis için ne yapılabilir?

  • Kendi kendine meme kontrolleri
  • Yıllık mamografi
  • Yıllık doktor muayenesi

Kendi Kendine Meme Kontrolleri

Meme muayenesi, erken tanı için çok önemli!
Meme kanserinden korunmak ve erken evrede meme kanserini yakalamak için meme muayenesi çok önemlidir. Meme kanseri, meme içinde küçük bir kitleyken müdahale edildiğinde %100’e yakın oranda başarı ile tedavi edilebilmektedir. Meme kanserini diğer kanserlerden ayıran bir başka özellik de “kanser tarama programları” içinde değerlendirilebilir oluşudur. Bu nedenle memesinden hiçbir şikayeti veya kitlesi olmayan kadınlar, “Tarama Yöntemleri”ni önemsemelidir.

Kendi Kendine Meme Muayenesi Nasıl Yapılır?

Kadınların düzenli olarak ayna karşısında her ay kendi memelerini muayene etmesi kolay bir yöntemdir. Meme muayenesi her ay adetin bitiminden 4-5 gün sonra yapılmalı.

Meme muayenesi her ay adetin bitiminden 4-5 gün sonra yapılmalı
Menopoza girenler, rahim veya yumurtalık ameliyatı olan kadınların periyodik olarak ayda bir kez aynı günlere denk getirecek şekilde meme muayenesini yapmaları gerekmektedir. Meme muayenesinde, memesinin simetrisine, meme başında bir akıntı olup olmadığına, herhangi bir deformitenin varlığına, cilt değişikliklerine, ele bir kitlenin gelip gelmediğine dikkat edilmelidir.

3 Adımda Meme Muayenesi Ayna Karşısında Muayene

  • Kollarınızı yukarı doğru kaldırın.
  • Her iki memenizde herhangi bir düzensizlik, deri çekintisi veya çöküntüsü, meme ucunda yara, kabuklanma, çekilme olup olmadığını kontrol edin.
  • Ellerinizi belinize koyarak kuvvetlice aşağı doğru bastırın. Aynı anda göğüs kaslarınızı iyice kasın. Aynadan meme derinizde çekilme olup olmadığını kontrol edin. Kontrolünüz sonucu memelerinizin birbirine eşit olmadığını görebilirsiniz. Bu, olağan bir durumdur ve hastalık belirtisi olarak görülmemelidir.

Duş Yaparken Muayene

  • Ayakta sol memenizi muayene ederken, sol elinizi başınızın üzerinde tutun.
  • Sağ elinizle yukarıdan aşağıya doğru ve aşağıdan yukarıya doğru sol memenizi bastırarak muayene edin.
  • Sağ elinizle sol memenizin dış tarafından meme başına doğru ışınsal veya daireler çizecek şekilde bastırarak muayene edin.

*Aynı işlemleri sağ memeniz için sol elinizi kullanarak yapın. Meme içinde fındık ya da ceviz büyüklüğünde farklı bir sertlik olması durumunda doktorunuza bildirin.

Sırtüstü Yatarken Muayene

  • Sağ memenizi muayene ederken, sağ omzunuzun altına yastık yerleştirin ve sağ elinizi başınızın arkasına koyun.
  • Sol elinizle yukarıdan aşağıya doğru ve aşağıdan yukarıya doğru sağ memenizi bastırarak muayene edin.
  • Sol elinizle sağ memenizin dış tarafından meme başına doğru ışınsal veya daireler çizecek şekilde bastırarak muayene edin.

*Aynı işlemleri, sol memeniz için sağ elinizi kullanarak yapın. Meme içinde fındık ya da ceviz büyüklüğünde farklı bir sertlik olması durumunda doktorunuza bildirin.

Her iki memenin, meme uçlarını nazikçe sıkın. Meme ucunda akıntı olup olmadığını; oluyorsa açık renkli mi kanlı mı olduğunu kontrol edin. Fark ettiğiniz herhangi bir şişliği, kalınlaşmayı veya akıntıyı doktorunuza bildirin.

Yıllık Mamografi

Referans olması için 30’lu yaşlarda en az bir kez mamografi çektirilmelidir.

Meme kanserinde erken teşhis için memesinde herhangi bir değişiklik fark etmeyen 40 yaş üzerindeki her kadın yıllık mamografi çektirmelidir. Böylece meme kanserinin ele gelen gelen büyüklüğe ulaşmadan yakalanması mümkün olur. Bununla birlikte daha sonraki mamografi çekimlerine referans olması için 30’lu yaşlarda en az bir mamografi çektirilerek filmin saklanması önerilmektedir.

Ailesinde hiç meme kanseri olmayanlar 35 yaşından sonra, ailesinde kanser öyküsü bulunanlar ve genetik meme kanseri riski altında olanlar ise 25 yaşından sonra ilk ultrasonografilerini yaptırmalıdır. Bu kişiler ilk ultrason yaptırdıkları yaştan itibaren her yıl düzenli olarak ultrason takibi altında olmalıdır.

Yıllık Doktor Muayenesi

Meme kanserinin erken evrede fark edilmesi ve teşhisi için düzenli doktor takibi çok önemlidir. Hiçbir şikayeti olmasa bile 40 yaşından sonra tüm kadınların doktora başvurarak muayene olması gerekmektedir.

Meme Kanseri Tedavisi

Günümüzde meme kanseri tedavisinde önemli gelişmeler olmuş ve yeni tedavi yöntemleriyle hastalığın teşhisi ve tedavisi daha kolay ve başarılı hale gelmiştir. Meme kanseri tedavisinde öncelik memenin korunmasına yönelik tedavisi planlanmalıdır. Erken evrede yakalanan meme kanserinde meme kaybı olmadan, gelişmiş tekniklerle hastalık yayılımı önceden tespit edilerek önlem alınabiliyor ve tümöre doğrudan müdahale edilmektedir. Memenin ileri evre kanserinde memenin cerrahi ile alınması söz konusu olduğu durumlarda plastik cerrahi teknikleri ile meme rekonstrüksiyonu (yeni bir meme) yapılabilmektedir.

Meme kanseri erken tanı sayesinde %100’e yakın bir oranda tedavi edilebilir.

Meme kanseri tedavisi hastalığın hangi evrede olduğuna bağlı değişir. Evre 0’da ameliyat sonrası kemoterapi tedavisine gerek duyulmaz. Çoğunlukla radyoterapi tedaviye eklenir. Evre I ve II ‘de küçük kitle olduğundan önce ameliyat ardından kemoterapi uygulanıp uygulanmayacağı kararlaştırılır. Evre III’te kemoterapi tedavisi sonrasında hasta ameliyata alınabilir. Evre IV’te ise kanser vücudun çok fazla bölgesine yayılmamışsa cerrahi düşünülebilir. Lakin kanser yayılımı fazla ise sadece ameliyat kesinlikle öngörülmez. Yalnız kemoterapi ve bazen radyoterapi tedavisi yapılır.

Herceptin, Pertuzumab, Kadcylan ve Palbociclib son dönemde geliştirilmiş etkin kemoterapi ilaçlarındandır. Yakın dönemde meme kanserine özel aşılar kullanılabilecek.

Kanser Sonrası Yaşam

Meme kanserinin ardından hastaların en kısa sürede eski hayat standartlarına ulaşmaları amaçlanır.

Meme Kanseri Sürecinde Besleme

Meme kanseri sürecinde beslenme biçimi meme kanseri tedavisini olumlu yönde etkilemektedir. Meme kanseri hastaları meme kanseri tanısından sonra hekimden bir daha kansere yakalanmaması veya acilen iyileşmesi ve savunma sisteminin güçlenmesi için bir beslenme listesi bekler ve böyle bir liste verilmeyince de hayal kırıklığına uğrar. Hatalı haberler, alternatif tıp ürünü pazarlayan bazı özel kuruluşlar ve bireylerin hasta ve ailesinde oluşturduğu yanlış bilgi yönlendirmeleri altında; hastalar hekimlerden bazı bitkiler önermesini, yiyecekleri gıdaları tek tek oranlarına kadar yazmasını beklerler.

Yapılan araştırmalara göre kanser tanısından sonra beslenme için yapılacak özel takviyeler ancak hastanın iştahının azalması, yeterli beslenememesi ve kilo kaybetmesine neden olmaktadır. Bunun dışında beslenme uzmanları tarafından tüm bireylere önerilen “sebze ve meyve ağırlıklı, kırmızı etten fakir beyaz et oranını artıran beslenme modeli” genel durumu iyi olan ve beslenebilen birçok kanser hastası için yeterlidir.

Çalışmalar göstermiştir ki, kanser tanısından sonra beslenme için yapılacak özel takviyeler ancak hastanın iştahının azalması, yeterli beslenememesi ve kilo kaybetmesine neden olmaktadır.
Meme kanseri tedavisi sürecinde tedaviye ve hastalığa bağlı devam eden kilo kaybı, ağızdan gıda alamama, ağız yaraları, uzun süren ishal, uzun süren bulantı kusma, vitamin eksikliği gibi durumlarında özel beslenme ekiplerince damardan veya ağız yolu ile özel gıdalar ve vitamin ile destekleri yapılmalıdır.

Kanser hastaları, aşırı yemek ve tuzlu gıdadan kaçınmalı!
Erken evre meme kanseri hastaları özellikle tedavileri sırasında aşırı yemek yemekten ve tuzlu gıdalardan kaçınmalı ve tedavi öncesi alerjik yan etkiyi azaltmak amacı ile kullanılan kortizonun iştahı artırıcı, kilo ve ödem yapıcı etkilerine karşı dikkatli olmalılar. Ayrıca, bu dönemde halsiz ve güçsüz kalmama adına tüketilen bal ve pekmez gibi yüksek kalorili gıdalar hastalarda istenmeyen ve sonradan verilmesi son derece güç aşırı kilo alımlarına neden olabilmektedir.

Gerek meme kanseri olsun gerekse diğer tüm kanserlerin tedavisinde bulantı kusma için Zencefil 0.5-1mg ağızdan hap şeklinde kullanımının kanıtlanmış yararı dışında onkoloji literatürüne bilimsel bir kanıt olarak girmeyi başaran bitkisel bir ürün yoktur.

Dikkat! Bitkisel ürünler, hastalara zarar verebilir
Geçen 20 yılda popüler olan vitaminlerin kullanımı, antioksidan özellikleri ile “bizleri genç tutacak cildimizi pürüzsüz kılacak, kanser tedavileri sırasında yan etkilerden koruyacak” varsayımı ile yoğun bir kullanım alanı bulmuştur.

Fakat son 5 yılda yapılan kapsamlı çalışmaların sonucunda gereksiz ve hekim önerisi dışında kullanılan vitaminlerin vücuda yarardan çok zarar verdiği hatta bazı kanser türlerinin artışına bile neden olduğu saptanmıştır.

Bunun üzerine dünyada ve ülkemizde alternatif tıp pazarı ve pazarlayıcıları hedeflerini bitkisel ürünlere çevirmiştir. Ancak doğal gibi görünen bu ürünlerin de özellikle kemoterapi ve diğer tıbbi tedaviler ile istenmeyen etkileşimleri birçok hastayı ve tedavi sorumluluğunu alan hekimi zor durumda bırakmaktadır.

Beslenme

Kanser hastalarının tedavi sürecindeki beslenme biçimi tedaviyi olumlu yönde desteklemektedir.

İlaç Tedavileri

  • Kemoterapi
  • Kemoterapi çoğunluk cerrahi sonrası uygulanır. Ameliyat sonrası herhangi bir kanserli hücre kalmamasına rağmen koruyucu bir önlem olarak bir süre daha kemoterapi tedavisi devam edebilir.
  • Hormonoterapi
  • Hormon tedavisinin amacı, kadın hormonlarına duyarlı meme kanseri vakalarında kanser hastasının hormon miktarını azaltmaktır. Östrojen hormonuna duyarlı olan bazı kanser hücreleri, daha hızlı büyür ve çoğalır. Bu tedavi yöntemi, östrojen etkisini ortadan kaldırarak kanserin gelişmesini önler.
  • Akıllı Tedaviler
  • Meme kanseri, farklı tedavi stratejileri ile bireye ve tümöre özgü tedavi gerektiren bir hastalıktır. Eskiden klasik kemoterapi ilaçları ve hormon tedavileri dışında seçenekler bulunmazken günümüzde daha yeni ve daha etkin kemoterapi ilaçları, damardan ve ağızdan hap şeklinde alınabilen hedefe yönelik akıllı ilaçlar ile yeni hormonal tedavi ilaçlarının birlikte kullanımı başarılı sonuçlar getirmektedir.

Radyoterapi Tedavisi

Meme kanserinde radyoterapi ile ameliyat sonrası koltukaltı ve meme bölgesine verilen ışınla, kalma olasılığı olan kanser hücrelerini yok etmeye hedeflenmektedir. Meme kanseri tedavisinde radyoterapi, memenin kalan dokusunu korumak amacı ile özellikle yenileme riski yüksek olan hastalarda ve meme koruyucu cerrahi yapılan hastalarda uygulanır.

Lenf Bezi Cerrahisi

Meme kanserinin koltuk altı lenf bezlerine yayılımını belirlemek için bir veya birden fazla lenf bezi alınarak mikroskop altında incelenir. Bu inceleme, kanserin evrelenmesi, tedavi şeklinin ve sonuçlarının belirlenmesi için önemlidir. Lenf bezlerinde kanser hücreleri bulunursa, kanserin kan dolaşımı yoluyla vücudun diğer bölgelerine yayılmış olma şansı yüksektir. Koltuk altındaki lenf bezlerinde kanser hücrelerinin varlığı, cerrahi sonrası eğer gerekli görülürse ne tür bir tedavi uygulanacağına karar verilmesinde önemli bir rol oynar.

Meme Koruyucu Cerrahi

Meme kanseri erken teşhis edildiğinde daha çok memenin etkilenmiş kısmı alınır. Ancak, alınacak kısım tümörün büyüklüğüne, yerine ve başka diğer faktörlere bağlıdır. Lumpektomide sadece memedeki kitle ve etrafındaki dokular alınır. Radyoterapi, lumpektomiden sonra uygulanan bir tedavi yöntemidir. Hastaya adjuvan kemoterapi de verilecekse, genellikle kemoterapi tedavisi tamamlanana kadar radyoterapi geciktirilir. Kadranektomi yönteminde, memenin dörtte biri alınır. Cerrahi sonrası genellikle radyoterapi verilir. Yine bu yöntemde de, kemoterapi verilecekse radyoterapi geciktirilir.

Meme Kanseri Tedavi Yöntemleri Cerrahi Yöntemler

Meme kanseri cerrahisi tedavisinde öncelikle amaç, tümörün geride kalmayacak şekilde çıkarılması ve koltuk altına yayılım gösteren olgularda lenf bezlerinin tümüyle alınmasıdır.

Basit mastektomi: Total mastektomi olarak da isimlendirilir. Meme başları dahil tüm meme alınır, lakin koltuk altı lenf bezleri veya memenin altındaki kas dokularına dokunulmaz. Zamanımızda çok tercih edilmeyen bir yöntemdir.

Cilt koruyucu mastektomi: Bazı kadın hastalarda meme, cerrahi sırasında yeniden yapılandırılabilir. Bu işleme, cilt koruyucu mastektomi olarak adlandırılmaktadır. Memenin üstündeki derinin çoğu (meme ucu çevresi (areola) ve meme ucu dahil) dokunulmadan bırakılır.

Radikal Mastektomi: Bu operasyonda tüm meme, koltuk altı bezleri ve meme altındaki göğüs duvarı kasları alınır. Radikal mastektomi, geçmişte sık kullanılmış olan bir tekniktir.

Meme Kanseri Sonrası Yaşam

Hastaya, fiziksel yaşam kalitesi odaklı tedavi modelinin planlanması çok önemlidir. Hastaların çoğunda ameliyat (koltuk altı lenf bezleri alınması) sonrası omuz kısıtlılığı, bazen de lenf ödem ortaya çıkmaktadır. Doğru ve erken dönemde planlanan egzersiz ve rehabilitasyon programları sayesinde hastaların bu sorunları ortadan kaldırılmaktadır. Hastaların yaşam boyu süren takip programları sayesinde kalıcı omuz kısıtlılıkları ve lenf ödem ile karşılaşma ihtimalleri son derece azaltılabilmektedir.

Meme kanserini atlatan hastaların neredeyse %70’inde gözlenen cinsel ve psikolojik problemler, uzmanlar tarafından yönetilebilir ve hastalarda bu yönde gelişebilecek sorunlar ortadan kaldırılabilir. Hastalık boyunca devam edilen egzersizlere, ameliyattan kısa süre sonra tekrar başlanmalı ve düzenli olarak devam edilmelidir. Meme kanseri tekrarlarının çoğu ilk 3 yıl içinde görülmektedir. Bu nedenle tedavi sona erdikten sonraki 3 yıl boyunca hastaların, sağlık kontrollerini ayrıntılı bir şekilde takip etmeleri önemlidir. Meme kanserinin tekrarlama oranı %30 ameliyat alanında, %70 uzak organlarda olduğundan ihmal edilmemelidir.

Hastalık boyunca devam edilen egzersizlere, ameliyattan kısa süre sonra tekrar başlanmalı ve düzenli olarak devam edilmelidir.

Kontrol muayenelerinde hastaların şikayetleri sorgulanır ve hasta ayrıntılı olarak muayene edilir. Yakınması veya şüpheli bir bulgusu olmayan hastalarda hiçbir incelemeye gerek görülmez. Ancak şüpheli bulgusu olanlarda bunları aydınlatmaya yönelik ayrıntılı tetkikler yapılır.

  • Meme kanseri tedavisi ile birlikte hastalar öncelikle kendilerine yeni bir sayfa açmalı ve endişeden uzak yaşamalılardır.
  • Meme kanseri tedavisi sürecinde koltuk altı lenf bezlerinin alınması ile omuz omuz kısıtlılığı, bazen de lenf ödem ortaya çıkmaktadır. Doğru ve erken dönemde planlanan egzersiz ve rehabilitasyon programları sayesinde hastaların bu sorunları ortadan kaldırılmaktadır.
  • Meme kanserinden kurtulan hastalarının %70’nde görülen cinsel problemler için mutlaka uzman yardımı alınmalıdır.
  • Meme kanseri ameliyatı sonrasında egzersiz, yoga, yürüyüş gibi sporlara devam edilmelidir.

Meme kanserinin tekrar riski ilk 3 yıl içerisinde vardır. Bu nedenle hastalığı atlattıktan sonra sağlık kontrolleri aksatılmamalıdır. Meme kanserinin tekrarlama oranı %30 ameliyat alanında, %70 uzak organlarda olduğundan ihmal edilmemelidir.

Meme Kanseri Sonrası Yaşam

Hastaya, fiziksel yaşam kalitesi odaklı tedavi modelinin planlanması çok önemlidir. Hastaların çoğunda ameliyat (koltuk altı lenf bezleri alınması) sonrası omuz kısıtlılığı, bazen de lenf ödem ortaya çıkmaktadır. Doğru ve erken dönemde planlanan egzersiz ve rehabilitasyon programları sayesinde hastaların bu sorunları ortadan kaldırılmaktadır. Hastaların yaşam boyu süren takip programları sayesinde kalıcı omuz kısıtlılıkları ve lenf ödem ile karşılaşma ihtimalleri son derece azaltılabilmektedir.

Meme kanserini atlatan hastaların neredeyse %70’inde gözlenen cinsel ve psikolojik problemler, uzmanlar tarafından yönetilebilir ve hastalarda bu yönde gelişebilecek sorunlar ortadan kaldırılabilir. Hastalık boyunca devam edilen egzersizlere, ameliyattan kısa süre sonra tekrar başlanmalı ve düzenli olarak devam edilmelidir. Meme kanseri tekrarlarının çoğu ilk 3 yıl içinde görülmektedir. Bu nedenle tedavi sona erdikten sonraki 3 yıl boyunca hastaların, sağlık kontrollerini ayrıntılı bir şekilde takip etmeleri önemlidir. Meme kanserinin tekrarlama oranı %30 ameliyat alanında, %70 uzak organlarda olduğundan ihmal edilmemelidir.

Hastalık boyunca devam edilen egzersizlere, ameliyattan kısa süre sonra tekrar başlanmalı ve düzenli olarak devam edilmelidir.

Kontrol muayenelerinde hastaların şikayetleri sorgulanır ve hasta ayrıntılı olarak muayene edilir. Yakınması veya şüpheli bir bulgusu olmayan hastalarda hiçbir incelemeye gerek görülmez. Ancak şüpheli bulgusu olanlarda bunları aydınlatmaya yönelik ayrıntılı tetkikler yapılır.

  • Meme kanseri tedavisi ile birlikte hastalar öncelikle kendilerine yeni bir sayfa açmalı ve endişeden uzak yaşamalılardır.
  • Meme kanseri tedavisi sürecinde koltuk altı lenf bezlerinin alınması ile omuz omuz kısıtlılığı, bazen de lenf ödem ortaya çıkmaktadır. Doğru ve erken dönemde planlanan egzersiz ve rehabilitasyon programları sayesinde hastaların bu sorunları ortadan kaldırılmaktadır.
  • Meme kanserinden kurtulan hastalarının %70’nde görülen cinsel problemler için mutlaka uzman yardımı alınmalıdır.
  • Meme kanseri ameliyatı sonrasında egzersiz, yoga, yürüyüş gibi sporlara devam edilmelidir.

Meme kanserinin tekrar riski ilk 3 yıl içerisinde vardır. Bu nedenle hastalığı atlattıktan sonra sağlık kontrolleri aksatılmamalıdır. Meme kanserinin tekrarlama oranı %30 ameliyat alanında, %70 uzak organlarda olduğundan ihmal edilmemelidir.